Rehberlik

Başarılı olmak istiyor ve nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız başarılı insanların öykülerinden yola çıkabilirsiniz. Uzun süreler boyunca yapılan araştırmalar, başarılı insanların bir çok ortak özelliği olduğunu ortaya koymuş durumda. İşte başarılı insanların farklı yaptığı 12 şey...

BAŞARILI İNSANLARIN FARKLI YAPTIĞI 12 ŞEY

Başarılı insanlara hepimiz imreniriz ve ilham alırız. Yöntemlerini ve ilerledikleri yolları merak eder, araştırır ve uygulamaya çalışırız. Uzun süreler boyunca yapılan araştırmalar, başarılı insanların bir çok ortak özelliği olduğunu, doğru hedefler belirleyebilmek ve doğru adımlar atabilmek için kullandıkları yöntemlerin, birbirine çok benzediğini ortaya koymuş.
Uplifers olarak, potansiyelinizi fark edip, kendi başarı hikayenizi yazabilmeniz için; başarılı insanların uyguladığı yöntemleri bir araya getirdik.

1. Doğru hedefler peşinde koşmak

Başarılı insanlar objektiftir ve gerçekçi hedefleri vardır. Ne aradıklarını ve ne için savaştıklarını bilirler. Ulaşamayacakları ya da kendilerine bir şey katmayacak hedeflerin peşinde koşmazlar. Eğer kişiliğinize ve yeteneklerinize uygun hedefler belirleyip, bu doğrultuda planlı bir şekilde ilerlerseniz, siz de başarının kapılarını aralayabilirsiniz. Gelişme kaydettikçe, çok uzak görünen hedeflerin bile yaklaştığını göreceksiniz.
Hedeflerinizi belirletken S.M.A.R.T. (specific, measurable, attainable, relevant, timely) tekniğinden yardım alabilirsiniz. Bu teknik;
Specific/Spesifik: “Forma gir.” spesifik bir hedef gibi görünse de, aslında “Bir spor salonuna kaydol ve 1 yıl boyunca haftada 3 gün spor yap.” Demek daha etkilidir. Çünkü hedefleriniz için belirli parametreler kullandığınızda, doğru adımlar atma ve hedefinize ulaşma şansınız daha yüksek olur.
Measurable/Ölçülebilir: Hedeflerinizi koyarken, kaydettiğiniz ilerlemeleri ve aşamalarını kontrol edebileceğiniz bir ölçüm tekniğiniz olmalı. Böylece, önünüzü daha iyi görür ve başarının başarıyı getirdiğini anlarsınız.
Attainable/Ulaşılabilir: Bir hedefin ulaşılabilir olması için , yapabileceğiniz ve yapmak isteyebileceğiniz bir şey olması gerekir. Eğer “Bu hedefe nasıl ulaşabilirim” sorusunun cevabını alamıyorsanız, hedefiniz yeterince gerçekçi olmayabilir.
Relevant/Uygun: Hedeflerinizin kişiliğinize ve yeteneklerinize uygun olması gerekir. Bir internet girişimcisinin “Saat 14:00’a kadar 75 ton balıklı sandviç yap” hedefi, bu teknikteki diğer tüm maddelere uygun olsa da, kendisi için uygun bir hedef olmadığı için, ulaşılmasını zora sokar.
Timely/Belirli zaman aralığı dahilinde: Hedeflerinizi belirli bir zaman aralığı içine yerleştirmelisiniz. Eğer hedefinize ulaşmak için bir son tarih belirlediyseniz, bu hedefinize odaklanmanızı sağlar ve sizi bu noktaya, belirlediğiniz süreden önce ulaşmak için kamçılar.

2. Kararlı olmak ve çabuk harekete geçmek

Maalesef bir çok insan hayalini kurdukları başarı hikayelerini yaşayamıyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri; hiç harekete geçmiyor olmaları. Bilgi, tek başına sizi geliştirmez. Sizi asıl geliştiren, bu bilgilerin size ne kattığını ve hayatınızı ne şekilde değiştirebileceğini görmektir. Bir şeyi bilmekle onu nasıl yapacağınızı bilmek arasında büyük fark vardır. Harekete geçmediğiniz sürece, bilgi de zeka da hedeflerinize ulaşma konusunda bir katkı sağlamaz.
Başarı, yaşam içerisinde aldığınız kararlara ve attığınız adımlara bağlıdır. Eğer kararınız, hayallerimizin ve hedeflerimizin peşinden gitmek ve harekete geçmek olursa, başarıya ulaşmamanız için hiçbir sebep yok.

3. Meşgul değil üretken olmak

Başarıyı getiren; bilinçsizce çok çalışmak değil, akıllıca çalışmaktır. Çünkü çok çalışmak ya da sürekli bir şeylerle meşgul olmak, daha iyi işler yapmak anlamına gelmez. Önemli olan dolu bir programa sahip olmak değil, programınızı daha verimli çalışabileceğiniz şekilde düzenlemektir.
Çözüm sakinleşmekten geçiyor. Nefes alıp yapmanız gerekenleri gözden geçirin. Acil ve önemli şeyleri ilk sıralara koyun. Harekete geçin ve aynı anda birden fazla işle uğraşmayın. İki saatte bir mola verin. Önemli olan ne kadar çok çalıştığınız değil, ortaya ne koyduğunuzdur.

4. Mantıklı ve bilinçli karar almak

Uzun vadeli ve sürdürülebilir hedefler belirlerken, duygularımızla hareket etmek, sizi yanlış yola sürükleyebilir. Duygulara dayanarak alınan kararlar, genellikle minimum oranda bilinçli düşünceyi barındırır ve farkındalıktan çok anlık hislerle şekillenir.
Duygularınızın mantığınızın önüne geçmesine izin vermeyin. Hayatınızı değiştirecek kararlar almadan önce, almadan önce, gerekli tüm bilgileri edinin ve sahip olduğunuz tüm olasılıkları değerlendirin.

5. Her zaman mükemmeliyetçi olmamak

Çoğumuz kendimizce mükemmeliyetçiyiz. Kendimiz için en iyisini ister, en yüksek hedefleri koyarız. Kendi standartlarımızın üstüne çıkmaya çalışırız. Bu mükemmel olma çabası, bizi dinlenmeden, durmadan sürekli koşmaya zorlar.
Mükemmeliyetçilik, çoğu zaman hedeflerinize ulaşmanızı sağlasa da, çok doğru bir bakış açısı değil. Mükemmeliyetçi kişilerin, hedeflerine ulaşamadığında ya da başarısız olduğunda, bunu kabullenmeleri zorlaşır. Tekrar harekete geçmek için gerekli gücü kendilerinde bulamazlar ve bu üzerlerinde daha çok baskı yaratır.
Sonuca ulaşanların; mükemmeliyetçi olanlar değil, işlerini bitirebilenler olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Sakin olun, tecrübeleriniz, size yavaş yavaş mükemmelliği getirecektir. Bu süreç içerisinde, kendinizi geliştirebilmek için; karar verin, uygulayın ve sonuçlardan ders alın.

6. Güvenli bölgelerinin dışında çalışmak

Akıllı insanların harekete geçmelerini engelleyen şey çoğu zaman, karşılarına çıkan fırsatları; yeterli bilgi yetenek ya da tecrübeye sahip olmadıklarını düşünerek geri çevirmeleri. Bu davranış, kişisel başarıyı ve gelişimi engeller.
Gerçek şu ki, kimse, karşısına çıkan fırsatlar için önceden hazırlıklı değildir ve iyi diyebileceğimiz fırsatlar genelde bizi duygusal ve entelektüel olarak geliştiren fırsatlardır. Kendimizi geliştirmek ve güvenli bölgemizden (comfort zone) dışarı adım atmak için zorlarlar.
Gelişim ve başarı için karşınıza hayatınız boyunca fırsatlar çıkacak. Eğer pozitif değişiklikler istiyorsanız, bu fırsatları, hazırlıksız hissetseniz de, değerlendirmelisiniz.

7. İşleri basit tutmak

Leonardo da Vinci’nin, sofistike olmanın yolunun sadelikten gçtiği fikrine katılmamak mümkün değil. Sonsuz fırsatların olduğu ve her şeyin saniyeler içinde değiştiği günümüzde, hayatınız için almanız gereken sayısız karar var. Bu kadar çok tercihinizin olması, çoğu zaman karmaşaya ve kafa karışıklığına yol açıyor.
Çeşitliliğin artması, karar vermeyi zorlaştırıyor ve seçenekler denizinde boğulan bilinçaltınız pes ediyor.
Çözüm, sadeleşmekten geçiyor. Hayatınızla ilgili önemli bir karar alacaksanız, vaktinizi her seçeneğin en basit ayrıntısına kadar listelemekle harcamayın. İşe yarayacağını düşündüğünüz bir şeyi seçin ve uygulamaya geçin. Eğer işe yaramazsa, bunu bir tecrübe olarak görün ve başka bir tarafa yönelin.

8. Küçük ve devamlı gelişmelere odaklanmak

Henry Ford’un “Hiçbir şey zor değildir, yeter ki küçük parçalara bölebilelim.” felsefesi, hedeflerinize ulaşabilmek için uygulamanız gereken yöntemin ta kendisi. Küçük ama emin adımlarla ilerlemek,sizi ulaşmak istediğiniz hedefe en hızlı şekilde yaklaştırır.
Hedefiniz yolunda küçük adımlar atarak başlamak her zaman daha kolaydır. Bir yerden başlamak size ivme kazandırarak, üst üste eklenerek çoğalan bir gelişim göstermenizi sağlar.
Bir yerden başlayın, programlı ve karşınıza çıkabilecek problemlere karşı hazırlıklı olun. İlerleyip güçlendikçe, daha büyük engelleri aşabilir hale geleceksiniz.

9. Gelişimi takip etmek

Başarılı insanlar, belirli zaman aralıklarıyla gelişimlerini ölçümler. Bulundukları yeri, ulaşmak istedikleriyle karşılaştırıp, ne yöne ağırlık vermeleri ya da nerede hızlanmaları gerektiğini belirlerler. Eğer ölçemiyorsanız, kontrol de edemezsiniz. Eğer yanlış şeyleri kovalarsanız, karşınıza çıkan olası fırsatları da kaçırırsınız.
Doğru yaklaşım, bir numaralı hedefinizin peşinden gitmek ve sizi bu yolda ilerletecek şeylere odaklanmak, haftalık ya da aylık gelişimlerinizi bir tablo halinde sıralamak ve attığınız adımların sizi ne kadar ilerlettiğini görebilmektir.

10. Hatalarından ders almak

Bardağa dolu tarafından bakmak, başarılı insanların bir diğer ortak özelliği. Çünkü büyümeyi sağlayan, pozitif olmaktır. Hayat sizi tekrar tekrar test edecektir. Başarılı olmak istiyorsanız, hayata karşı pozitif bir bakış açısı geliştirmelisiniz.
Yaptığınız her yanlışın sizi aslında geliştirdiğini aklınızdan çıkarmayın. Hatalar sizi önemli dersler öğretir ve hatalarınızdan ders aldığınızda, hedefinize bir adım daha yaklaşırsınız. Aslında yapabileceğiniz tek yanlış, yanlış yapma korkusuyla harekete geçmemek. Kendinizden şüphe etmeyin ve olumsuz düşüncelerin size engel olmasına izin vermeyin.

11. Doğru insanlarla vakit geçirmek

Başarılı insanlar, benzer görüşlü, hedeflerine odaklanmış ve destekleyici insanlarla işbirliği yaparlar. Sosyalleşmeyi tercih ettikleri insanlar, enerjileriyle bulundukları ortama bir şeyler katanlardır. İlerleyebilmek için, kendilerine ilham veren kişilerle zaman geçirirler.
Sizin kim olduğunuzu, beraber vakit geçirdiğiniz insanlar gösterir. Yanlış insanlarla zaman geçirerek vakit kaybetmeyin.

12.Dengeli bir hayat sürmek

Hayattan beklentilerimiz birbirine benzer; aşk, para, mutlu bir aile… Ancak hayatımızı bu hedeflere ulaşabilecek şekilde yaşamıyoruz. İstediklerimizin tümüne ulaşmak yerine, bir iki tanesini elde ettikten sonra diğerlerini gözden çıkarabiliyoruz. Asıl amacınız mutlu bir aile sahibi olmaksa, milyon dolarlarınız size bunu getirmez. Aynı şekilde, mutlu olmadığınız sürece, başarılı da sayılmazsınız.
Eğer tüm enerjinizi hayatınızın sadece tek bir alanına yoğunlaştırırsanız, dengenizi kaybedersiniz. Motivasyon ve odaklanmak kadar, dengeli bir hayat sürmek de, başarı ve mutluluk için gerekli. Herhangi bir amacınızı bir diğerine tercih ettiğiniz bir hayat, uzun vadede stres ve sıkıntıları beraberinde getirir.
 

SINAV KAYGISINI YENMEK İÇİN ÖĞRENCİLERE ÖNERİLER

Hayatın kendisi bir sınav.... İster Teog olsun isterse Ygs lys ve sonra da kpss hepsi bizim ne olacağımızı belirleyecek olan sınavlar tabii cocuklarımızın bundan dolayı stres ve kaygı durumlarımın artması normal. Bu kaygıyı en aza indirmek için  rehberlik servisi olarak öğrencilere öneri listesi hazırladık.
İÇ KONUŞMALAR...
Sınav yaklaştıkça, içinizde kopan fırtınalar artıyorsa korkularınızdan kurtulmak için şu yöntemleri deneyebilirsiniz:
Kendinizle olan iç konuşmalarınızın farkında olun. Dikkatinizi olumsuz iç konuşmalarınızdan başka bir yöne çekin. Kaygılı iç konuşmalar geleceğe yöneliktir ve genelde felaketi öngörür.
Sınav kaygınızın nerelerde yükseldiğinin farkına varın. Doğru nefes alma ve gevşeme tekniklerini uygulayın.
Sınavlarda kolay, uğraşılırsa yapılabilir ve zor sorular vardır. Cevaplamaya sizin için kolay olan sorulardan başlayın ve orta zorlukta olanları daha sonraya bırakın. Sizin için zor olanları en son yapın.
NEGATİF OLMAYIN
"Ya bildiklerimi unutursam?", "Ya insanlar benim aptal olduğumu düşünürse?", "Ya başarılı olamazsam?" gibi "Ya..." ile başlayan cümleler sınav başarınızı olumsuz etkiler. Bu düşünceleri zihninizden uzaklaştırın.
NEFES ALMA EGZERSİZİ NASIL YAPILIR?
* İyi nefes almak, iyi nefes vermekle başlar. Önce sol elinizi karnınızın, sağ elinizi ise göğsünüzün üzerine koyun. Nefes almadan önce ciğerinizi iyice boşaltın. Burnunuzdan sessiz, yavaş ve derin nefes alarak önce karnınızın, sonra da göğsünüzün şiştiğini hissedin. Ağzınızdan nefes verin.


EBEVEYNLERİN ÜZERİNE DÜŞEN 2 ÖNEMLİ GÖREV


1 ÇOCUKLARINIZA İYİ ÖRNEK OLUN
Davranışlarınızla, kaygılı durumlarınızda nasıl hareket ettiğinizi çocuğunuza gösterin. Kendinizi herhangi bir konuda kaygılı hissettiğiniz zaman bunu çocuğunuzla konuşun. Neler hissettiğinizi, olumlu ve olumsuz iç konuşmalarınızı paylaşın. Geçmişte benzer bir durumla nasıl baş ettiğinizi anlatarak ona yol gösterin. Geçmişte baş edemediğiniz durumları da paylaşın. Sonrasında hissettiklerinizi, neler öğrendiğinizi ve bugün için deneyimlerinizden nasıl faydalandığınızı çocuğunuza anlatın.
2 ALTERNATİF HEDEFLER BELİRLEYİN
Kendiniz ve çocuğunuz için gerçekçi hedefler koyun. Beklentilerinizi ne çok yüksek ne de çok düşük tutmamaya çalışın. Çocuğunuzla beraber hedef belirlerken mutlaka bir B planı da belirleyin. Örneğin, çocuğunuz Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi bölümünü hedefliyor ve gözü başka hiçbir şey görmüyorsa; ikinci hatta üçüncü alternatif hedef belirlemesi için ona yardımcı olun.
ENDİŞEYE KARŞI POZİTİF YAKLAŞIM
Sınav öncesi ve esnasında zihninizi meşgul eden kaygılı düşünceler yerine şu alternatifleri kullanabilirsiniz:
"Diğer öğrenciler de gergin ve telaşlı..."
"Elimden gelenin en iyisini yapabilirim, yeterince hazırlandım."
"Duygularım kontrolüm altında, başarabilirim!"
"Takıldığım yerler olabilir, bilenlere soracağım ve yardım alacağım."
"Diğer öğrenciler kadar iyi olmasam da elimden geleni yaparak ilerlediğimi ve daha iyi olduğumu göstereceğim."
GERİ SAYIM SÜRECİNDE GENEL TEKRAR GEREKİR
Sene başından itibaren gördüğünüz konuları tekrar etmeye başlayın.
Genel tekrar için bütün dokümanlarınızı veya çalışma dergilerinizi toplayın. Eski dergileri haftada bir tane olmak üzere elden geçirin.
Deneme sınavlarına ağırlık verin. Haftada bir deneme sınavı çözün.
Çıkmış konuları, çözmeye devam edin. Her gün düzenli olarak soru çözmeyi aksatmayın.
Baharın gelmesiyle yaşayabileceğiniz motivasyon bozukluklarına karşı tedbirli olun. Sağlığınıza dikkat edin.
HAFTADA BİR GÜN MOLA VERMEYE HAKLARI VAR
Aileler, sınav kaygısı yaşayan çocuklarına nasıl yardım edebilir?
Sınavların yaklaşmasının yarattığı kaygı, tükenmişlik sendromu ve hava değişiminin yarattığı hormonal farklılıkların bir araya gelmesi ile öğrencilerde agresiflik ve boşvermişlik gözlenebilir. Aileler bu durumdan çok endişe etse de çocuklarına destek olmak için haftada bir gün mola vermelerini sağlayabilir.
Bu dönemde içine kapanan çocuklara nasıl yaklaşmalı?
Birçok çocuk, kaygılarını doğrudan söyleyemez. Öfke patlamaları, aşırı içine kapanma,aşırı duygusallık gibi davranıs değişiklikleri gösterebilirler.Çocuklarımıza her zaman anlayış göstermeli,onlara özellikle bu dönemlerde daha cok sevgimizi ve ilgimizi hissettirmeliyiz.

 

Test Çözme Teknikleri


1. Her gün belirli miktarda soru çözmeye çalışın. Soru çözmek sizde bir alışkanlık olsun.

2. Sınava en iyi olduğunuz alandan/dersten başlayarak test çözünüz.

3. Yapamadığınız sorularda fazla takılıp kalmayın, diğer soruya geçiniz. Zaman kalırsa yapamadığınız soruları çözmeye çalışın.

4. Bir konuyla ilgili soruları çözmeden önce o konuyu iyi öğrenmelisiniz. Soru çözerek de öğrenip öğrenmediğinizi kontrol etmiş olursunuz.

5. Amaç YGS-LYS veya TEOG da başarılı olmak ise sınavın niteliğine uygun sorular çözmelisiniz.

6. Evde de mutlaka test çözerken zaman tutun.

7. Her sorunun size sınavda sorulabileceğini düşünerek yanıtlamaya çalışın. Çözemediğiniz veya yanlış çözdüğünüz sorunun mutlaka doğru çözümünü öğrenin.

8. Soruyu çok fazla okuyarak zihninizi karıştırmayın.

9. Soruyu çözmenizi sağlayacak soru metninde yer alan önemli kelimelerin altını çizin.

10. Soru kökünü ve soru paragrafını anlamadan şıkları okumaya başlamayın. Önce size verilenleri ve sizden istenenleri iyi belirleyin. Bu sizin cevabı daha kısa sürede ve daha doğru bir şekilde bulmanızı sağlayacaktır.

11. Bütün şıkları okumadan doğru olduğuna inandığınız şıkkı işaretlemeyin. Çünkü bazı sorular sizden en doğru cevabı bulmanızı ister.

12. İki cevap da birbirine benziyorsa, cevap, büyük ihtimalle ikisi de değildir. İki şık birbirinin zıttaysa, bunlardan biri doğrudur.

13. Yanlış olduğuna kesin emin olmadıkça, ilk tahminde bulunduğunuz cevabınızı değiştirmeyin.

14. Doğru çözdüğünüzden emin olmadığınız soru ve sorular varsa o soruya hemen değil de birkaç tane soru çözdükten sonra bakın.

15. Yanlış çözdüğünüz sorulardan ötürü ümidinizi kaybedip karamsarlığa düşmeyin. Çünkü her yanlış çözdüğünüz soru şayet doğru çözümünü öğrenirseniz sizin için bir kazançtır.

16. Çözemediğiniz soruları düşünerek stres yapmayın. Her öğrencinin çözemeyeceği sorular mutlaka çıkar.

17. Uzun paragraftan oluşan soruları 'uzun soru zordur' yargısında bulunarak o soruyu okumadan geçmeyin. Paragraf sorularının en önemli özelliği cevabının paragrafın içinde gizli olmasıdır.

18. Paragraf sorularında önce soru kökünü okursanız paragrafı daha kolay ve kısa sürede anlarsınız. Bu ise soruyu daha çabuk çözeceğiniz anlamına gelir.

19. Doğru cevaba daha kısa sürede ulaşmak istiyorsanız yanlış olduğuna inandığınız şıkları hemen eleyin. Kalan şıklar üzerine düşünün.

Üniversiteye hazırlık sürecinde ebeveynin dikkat etmesi gereken bazı hususlar

 
Ülkemizde, üniversiteye yerleşmekle meslek sahibi olmak çoğu kez eş anlamlı kabul edilmektedir. Öğrenciler, üniversiteye yerleşmeyi gelecekleri açısından bir nevi teminat ve hedeflerine ulaşmak için önemli bir basamak olarak görmektedirler. Bundan dolayıdır ki üniversite sınavını kazanıp istediği bölüme yerleşmek hemen her öğrencinin hayalini süslemektedir.
Şüphesiz üniversite sınavına hazırlanmak, öğrenciler için oldukça zorlu geçen bir süreçtir. Öğrenciler, bu süreçte bir taraftan yoğun bir tempoyla ders çalışıp konuları bitirmeye çalışırken, diğer taraftan da “sınavı kazanamama ve çevresine karşı mahçup olma” kaygısıyla mücadele etmek zorunda kalmaktadırlar. Bu “stresli maratonda” hem zihinsel hem de psikolojik anlamda oldukça “yorulan” öğrenciler çok hassas ve kırılgan olabilir, bazen de yaşadıkları sınav stresinin etkisiyle çevresindekilere – özellikle de ebeveynlerine- karşı agresif davranışlar sergileyebilirler.
 
Bu süreçte ebeveynlere ne tür görev ve sorumluluklar düşmektedir?
Üniversite sınavına hazırlık süreci, çocuklar için olduğu kadar ebeveynler için de zorlu geçen bir süreçtir. Ebeveynin bu dönemde aşağıda belirtilen hususlara dikkat etmesi büyük önem taşımaktadır.
 
1-     Çocuğunuzun sınava hazırlanması için gerekli olan “fiziki şartları” oluşturmalısınız
Öncelikle çocuğunuz için uygun bir çalışma ortamı hazırlamalısınız. Çocuğunuzun çalışma odası ışık, hava ve ısıtma yönünden elverişli durumda olmalıdır. Çalışma odasında özellikle televizyon, radyo, vb. araçların olmamasına dikkat edilmeli. Ayrıca çocuğunuzun ders çalışırken müzik dinlememesi ve cep telefonunun da kapalı olması yararlı olacaktır. Çünkü tüm bu uyarıcılar çocuğunuzun dikkatinin dağılmasına ve derse konsantre olmasına engel olmaktadır. Unutulmamalı ki müzik eşliğinde ders çalışmak, öğrencinin “zihinsel anlamda yorulmasını” hızlandırdığı gibi yüksek dikkat gerektiren konuları kavramasını da zorlaştıracaktır.
 
2-     Çocuğunuzun verimli bir şekilde ders çalıştığından emin olmalısınız.
Üniversite sınavını kazanmanın temel şartlarından birisi de “verimli bir şekilde ders çalışmaktır.”  Sistemli ve verimli  2-3 saatlik ders çalışma, sistemsiz ve verimsiz 10 saatlik çalışmadan daha mantıklı ve yararlıdır. Bu anlamda, çocuğunuzun verimli bir şekilde ders çalışmasını sağlamak için rehberlik servisinden ve çocuğunuzun öğretmenlerinden gerekli yardımı almanız yaralı olacaktır.
 
3-     Çocuğunuza gerekli psikolojik desteği vermelisiniz.
Üniversiteye hazırlık sürecinde öğrenciler zaman zaman başarısızlık ve yetersizlik duygusuna kapılabilirler. “Bunca konuyu yetiştiremem. Sınavı kazanmam mümkün değil” gibi düşünceler, öğrencilerin ümitsizliğe düşmesine ve neticede pes etmesine sebep olabilir. İşte bu kritik süreçte çocuğunuzu teşvik etmeli ve ona güvendiğinizi hissettirmelisiniz. “Sınavı kazansan da kazanmasan da sen bizim çocuğumuzsun. Sana olan sevgimiz hiçbir zaman azalmayacaktır” şeklindeki ifadelerle çocuğunuzu rahatlatmalısınız. Bilinmelidir ki başarısızlık ve yetersizlik duygusu ergenlik dönemindeki bir genç için sanıldığından daha ciddi bir özgüven bunalımı oluşturabilmektedir.
 
Ayrıca çocuğunuzun “deneme sınavlarındaki netlerinin” yeterince yükselmemesi durumunda da aceleci davranmamalı ve bu konuda ona baskı yapmamalısınız. Böyle bir durumda çocuğunuzu rahatlatmalı ve ona ümit aşılamalısınız. Sıkı bir şekilde sınava hazırlanan öğrencilerin netlerinde genellikle nisan-mayıs aylarında gözle görülür bir artış olmaktadır. Dolayısıyla asla ümitsizliğe düşmemelisiniz.
 
4 – Çocuğunuzun “kapasitesi” hususunda gerçekçi olmalısınız.
Acaba üniversite sınavını kazanmak istemeyen bir öğrenciden söz edilebilir mi? Hangi öğrenci mühendis, doktor veya hukukçu olmak istemez ki? Fakat bazı öğrenciler vardır ki bütün iyi niyetine ve gayretine rağmen üniversite sınavında istediği başarıyı bir türlü elde edemezler. Buna sebep olarak motivasyon eksikliğini, verimsiz ders çalışmayı, kişisel veya ailevi problemleri gösterebilirsiniz. Fakat öğrencinin üniversite sınavında elde ettiği başarıyla “kapasitesi”  arasında ciddi bir ilişkinin bulunduğunu da unutmamalısınız. Bundan dolayıdır ki çocuğunuza yönelik beklentilerinizi ortaya koyarken onun kapasitesini göz önünde bulundurmalı ve beklentilerinizi bu doğrultuda şekillendirmelisiniz. Çocuğunuza yönelikbeklentinizin çok düşük olması onun kendisini zorlamamasına sebep olurken, gerçekçi olmayan “abartılı – yüksek beklentileriniz” de çocuğunuzun cesaretinin kırılmasına yol açabilir. Böyle bir durumda çocuğunuzun başarı durumunu göz önünde bulundurmanız ve ona “ulaşılabileceği” hedefler göstermeniz çok yararlı olacaktır.
 
“Beklenti” hususunda bazı ebeveynler çocukları arasında “dengeyi” ayarlayamayabiliyor. Bu aileler, çocuklarından birisi teşekkür belgesi alsa dahi “neden takdir alamadın” diye onu azarlarken, diğer çocuklarına ise 1-2 zayıf getirse bile pek tepki göstermezler. Ebeveynin bu yanlış tutumu dersleri zayıf olan çocuğun “kendisini iyice salıvermesine” sebep olacağı gibi, başarılı olan çocuğun da sürekli gergin ve tedirgin olmasına yol açacaktır. Ayrıca bu durum kardeşler arası kıskançlığı tetikler ve özellikle dersleri zayıf olan çocuğun ebeveyninden soğumasına yol açar.
 
5 – “Kendi hayalleriniz” çocuğunuzun “ideallerinin” önüne geçmemeli.
Kimi anne-babalar, hayatlarının belli dönemlerinde ulaşmak isteyip de ulaşamadıkları hedeflerini çocuklarının üzerinde gerçekleştirmeye çalışırlar. Örneğin mühendis olmayı çok istediği halde çeşitli sebeplerden dolayı bunu gerçekleştirememiş olan ebeveyn, ısrarla çocuğunun mühendis olmasını isteyebiliyor. Fakat ebeveynin “hayalleri” ile çocuğun “idealleri” bu noktada çakışabilir.Sözgelimi çocuk, mühendis olmak yerine iyi bir hukukçu olmayı hedefleyebilir. Hemen her yıl azımsanamayacak sayıda öğrenci, ebeveyninin zoraki yönlendirmesinin etkisiyle hiç istemediği bölümlerde okumak zorunda kalabiliyor. Neticede bu çocuklar ya “sene kaybını” göze alıp bölüm değiştiriyor ya da hiç zevk almadığı bir bölümden mezun olup hoşlanmadığı bir mesleği icra etmek zorunda kalıyorlar. Bunun yerine aileden beklenen davranış çocuğunun yeteneklerine, ilgisine uygun ve gelecekte mutlu olacağı bir bölümü – mesleği seçmesine yardımcı olmasıdır.
 
6 – Çocuğunuza sürekli olarak “çalış” dememelisiniz.
Birçok ebeveyn çocuğunun yeterince ders çalışmadığından yakınırken, çocuklar da ebeveynlerinin kendilerine sürekli “ders çalış” demesinden ve adeta “nefes aldırmamasından” şikâyet ederler. Aslında “bunaltıcı” olmadığı sürece ebeveynin çocuğuna “ders çalış” demesi, ona sorumluluğunu hatırlatması açısından yararlı olmaktadır. Fakat bu ikazların dozajının iyi ayarlanması gerekmektedir.
Bu durumda asıl dikkate alınması gereken husus, öğrencinin saatlerce masanın başında oturması değil, verimli bir şekilde ders çalışıp  çalışmadığıdır. Önemli olan çocuğun o gün hedeflediği konuları “anlayarak” bitirmesidir. Öğrenci, sistemli ve verimli bir şekilde 1-2 saat (ihtiyacına göre daha fazla da olabilir) ders çalıştıktan sonra yeri geldiğinde oyun da oynayabilmeli, isterse tv de izleyebilmelidir. Unutmamalısınız ki çocuğu saatlerce “masanın başında hapsetmek” onun ders çalıştığı manasına gelmediği gibi bilakis bu durum, çocuğunuzun sizinle olan ilişkilerinin “gerilmesine” de sebep olacaktır. Bazen bu gerginlik, aileyle çocuğunun arasına soğukluğun girmesine ve duygusal açıdan çocuğun ailesinden uzaklaşmasına sebep olabilmektedir. Sınav yaklaştıkça stresi artan genç, bir de anne babanın öfkeli davranışları karşısında daha çok umutsuzluğa kapılır. Bu yüzden genç, ebeveynlerinin çeşitli uyarılarına aldırış etmemeye, bazen de uyarılarının tam tersine davranışlarda bulunmaya başlayabilir.
 
7 – Çocuğunuzu başkalarıyla kıyaslamayın.
Kıyaslanmak, çocukların en rahatsız olduğu hususlardan birisidir. Anne ve babalar aslında bu davranışlarıyla çocuğunu ders çalışmaya veya başarılı olmaya yönlendirdiğini sanırlar. Oysa yapılan kıyasın hiçbir fayda sağlamayacağını hatta çocukla sağlıklı iletişim kurulmasını da engelleyeceği unutulmamalı.
 
8- Çocukları motive etmenin en iyi yolunun onları ödüllendirmek olduğunu unutmayın.
Çocuğunuzla karşılıklı olarak anlaşıp sınavı kazanması halinde onu ödüllendireceğinizi söylemeniz çok yararlı olacaktır. Fakat çocuğunuzun nazarındaki prestijinizin sarsılmaması açısından verdiğiniz sözü tutmanız çok önemlidir.
Çocuğunuz sınavı kazanamadığı takdirde ise size düşen görev; ona karşı kırıcı olmamanız ve onu rencide etmemenizdir. Bu durumda İlgili ve anlayışlı bir tutum sergilemeniz büyük önem taşımaktadır.